|
Mürşid Kimdir
Kelime anlamı olarak mürşid, irşad eden, eğiten, aydınlatan demektir. Bu deyim, insanı kamil ve tarikat şeyhi kelimeleriyle eş anlamlıdır. Mürşid insan ruhunu eğitmekle görevli ve yetkili kılınan kişidir. Ruh eğiticisi kendisine intisab ile eğitim isteyen kişilerin özelliklerini ve yeteneklerini göz önünde bulundurur. Her ögrenciye ayrı ayrı eğitim verir, yol gösterir.
Mürşidin Sıfatları:
-) Silsilesi itibariyle Hz.Peygambere kesiksiz olarak ulaşan bir kamil mürşidden irşad icazeti almış olmak.
-) Manevi zevk sahibi olmak.
-) Şefkat ve himmette yüce olmak.
-) Allahtan gelen her şeye razı olmuş bulunmak.
-) Kendisine Allah tarafindan yetenekleri bilme gücü verilmiş bulunmak.
Kâmil Mürşid, kimseye cennet bileti dağıtmaz. Sadece herkesi cennete giden yola davet eder. Elinden tutanın artık bütün tehlikelerden kurtulduğunu söylemez; “elimden sıkı tut!” der ve onu Allah rızasına giden yolda kosturur.
Onlar, Allah'ın hükmünü ve hukukunu, iyi bilir. Allah Resulu'nün yolunu başına taç, gönlüne ilaç yapar. Allah ve Rasulü'nün hükümlerine teslim olur. Vaatlerine hiç şüphesiz inanir ve güvenir. Kendisine tabii olanları da bu müjde ve rahmetle buluşturmak için gayret eder. Talebelerini edeple terbiye edip Allah'a teslim etmek ister. Onlara iman dersi verir. Salih ameli ögretir. İhlasa yapıştırır. Bu yolda sadık ve sabırlı olmalarını tavsiye eder. Ölene kadar başlarini bekler, önlerinde örnek olur, yolu gösterir, engelleri geçirir. Şeytana karşı uyarır, nefsin hileleri karşısında uyandırır. Devamlı zikir ve fikir ile meşgul eder, Allah sevgisini kalplere iyice yerleştirir. Bunu kalbi boş kuruntu ve korkulardan kurtarmak için yapar. Ölürken ve ölümden sonra kula fayda verecek ve ondan istenecek tek şeyin kalb-i selim olduğunu bilir. Kalb-i selim, Allah ile huzur bulan kalp demektir. Mürşidin bütün hedefi kalbi bu hale getirmektir. Bu şekilde Allah'a bağlanan kalbin sahibine Yüce Mevlâmız'ın hediyesi iman selameti, cennet ve Cemalullah nimetidir (Ibrahim/27; Kaf/31-33; Yunus/26).
Kâmil Mürşidin kendi elinde bir fayda ve zarar verme yetkisi yoktur. Fayda ve zarar Yüce Allah'ın takdiri ve yaratmasıyla olur. Mürşid, ilâhi nimetlerin kula ulaşmasında bir vasıtadır.Velileri sevmenin asıl meyvesi ahirettedir.
Hemen şunu belirtelim ki, bir velinin Allah için sevilmesi büyük bir saadettir. Onun terbiyesine girilmesi ayrı bir nimettir. Bu nimetin ahirette de fayda vermesi için ilk şart samimiyettir. Ikinci şart, ölene kadar bu yolda sabır göstermektir. İhlassız ve sabırsız olanlar hayırlı sonuçtan mahrum olurlar. Allah yolunda kurulan bir dostluğun fayda vermesi için, onun ölene kadar muhafazası şarttır. Bir önemli şart da, güç yetebildiği nisbette amel etmek ve sevginin hakkını vermektir. Allah yolunda rehber olan kâmil mürşide ve hak yola muhabbetini koruyan, bunda samimi olan, münkirlik yapmayan herkes, bu sevgisinin faydasını mutlaka görür.
Şu hadiseden payımıza düşeni alalım: Hz. Enes R.A. anlatıyor: Bir adam Hz. Rasulullah A.S.'a yedi sene hizmet eder. Efendimiz A.S. bir gün:
“Onun bizim üzerimizde hakkı vardır; çağırın da bir ihtiyacı varsa bize bildirsin, yerine getirelim.” buyurur. Adamı çağırırlar. Efendimiz A.S.: “İhtiyacını bize şöyle yerine getirelim.” buyurur. Adam: “Ya Resulallah! Bana sabaha kadar müsaade buyurun; benim için hayırlı olanı nasip etmesi için Allahu Tealâ'ya yalvarayım.” der. Sabah olunca, Efendimiz'in yanına gelir ve: “Ya Resulallah! Sizden kıyamet günü bana şefaat etmenizi ve sizinle cennette beraber olmayı istiyorum.” der. Resulallah A.S., ‘Allah müminleri dünya ve ahirette sağlam ve sabit söz (kelime-i tevhid) üzere sabit tutar.' ayetini okur ve peşinden: “O halde bu isteğinin gerçekleşmesi için çokca secde ederek, kendi adına bana yardımcı ol!” buyurur. (Müslim, Ebu Davud, Nesaî) İmana kefil olmanın gerçek anlamı işte bir Mürşidin Müridine diyeceği de aynen budur. Önce iman, itaat, hizmet, Sonra istiğfar, peşinden dua ve ümit. Bundan sonrası alemlerin Rabbi'nin hüküm ve rahmetine kalmıştır. O dilerse kulunu rahmetiyle kuşatır, ölüm halinde onu melekleriyle destekler, güzel ruhlarla şenlendirir; şeytanın hilelerinden kurtarır, hesabını kolaylastırır. Bir Mürid, Mürşidine: “Benim imanıma kefil olur musunuz?” diye sorunca, Mürsid şu cevabı vermistir: “Eğer sen ölene kadar Allah ve Resulü'nün yolunda gidersen ve bizim tavsiyelerimize uyarsan, senin imanla öleceğine kefil olurum!”
İşte herkese vaad edilen iman emniyeti budur. Mürşidin kefil olması da böyledir. Mürşid-i Kâmilin elinden tutup hak yolunda yürüyen insan, aslında bir cemaat desteğinde imanını ve edebini korumaya çalışıyor. Çünkü, kendisiyle aynı hedefi paylaşan müminlerin en mühim işi, iyilik ve takva yoluyla birbirlerine yardımcı olmaktır. Ölüm anına kadar bu niyetini koruyan, Allah için sevdiği Mürşidinden ve kardeşlerinden ayrılmayan, bu sevk ve sevgi desteği ile ibadete devam eden, hizmeti terketmeyen, zikir, şükür, sabır ve ilâhi takdire rıza içinde ömrünü tamamlayan bir insan, inşaallah iman selametiyle ahirete göçecektir. Bu bizim tahminimiz değil, Yüce Rabbimiz'in vaadi ve müjdesidir. |