|
BÜYÜNÜN HAKİKATI VARMI YOK MU
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Düğümlere üfleyenlerin şerrinden Allaha sığınırım" (Felak: 4)
Allah-u teala'nın bu sözü, sihrin gerçekte var olduğunu göstermektedir. Böyle olmasa idi Allah ondan kendisine sığınmamızı emretmezdi.
Aynı şekilde Allah-u teala'nın şu sözü de sihrin gerçekte var olduğunu göstermektedir.
"Halbuki bu ikisinden koca ile karısının arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı." (Bakara: 102)
Sihir, karı ile koca arasını ayırmaya sebep olabilir.
Sihrin bir gerçeği olduğuna delâlet eden şöyle bir hadis vardır.
Aişe radiyallahu anh'dan şöyle anlatıyor:
"Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sihir yapıldı. Öyle ki, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem yapmadığı bir şeyi yaptım vehmine düşüyordu. Bir gün bana şöyle dedi:
"İki melek bana gelip biri başucumda, diğeri de ayak tarafımda oturdu. Biri diğerine:
"Bu zatın rahatsızlığı nedir?" dedi. Öbürü:
"Büyüdür!" dedi. Önceki tekrar sordu:
"Kim büyüledi?" Diğeri:
"Lebid İbnu'l-A'sam adındaki Benî Züreykli bir yahudî" diye cevap verdi. Öbürü:
"Büyüyü neye yaptı?" dedi. Arkadaşı:
"Bir tarakla saç döküntüsüne ve bir de erkek hurma tomurcuğunun içine!" cevabını verdi. Diğeri:
"Pekala, şimdi nerede?" diye sordu. Arkadaşı:
"Zervân kuyusunda!" cevabını verdi." (Buhari-Müslim)
Alimlerin çoğuna göre sihrin hakikati vardır. Fakat bazı alimlere ve Mutezilelere göre sihrin bir gerçeği yoktur.
Bunların delili ise şöyledir:
Allah-u teala şöyle buyuruyor:
"Bir anda onların ipleri ve değnekleri sihirleri sebebiyle Musa'ya hareket ediyormuş gibi göründü." (Ta-ha: 66)
Allah bu ayette "hareket etti" dememiştir. "Hareket ediyormuş gibi göründü" buyurmuştur.
Bundan şu anlaşılmaktadır: Sihir bir hayaldir, kandırmacadır ve gerçek değildir. İnsanları kandırmaktan başka bir şey değildir.
İbni'l-Kayyim onlara şu cevabı verdi:
"Sihrin gerçeği olmadığını, sadece hayal ürünü olduğunu ve kandırmacadan başka bir şey olmadığını söylemek; sahabelerden ve selefi salihten gelen mütevatir delillere ve aynı şekilde fıkıh, tefsir, hadis ve tasavvuf alimleri ile akıl sahiplerinin çoğunun kabulüne zıttır. Çünkü hasta eden, ağırlık çöktüren, bağlatıp ayıran, sevdirip buğuz ettiren sihir vardır. İnsanlar onun varlığını açıkça görmekte ve bilmektedir..." (Bedaiü'l Fevaid c: 2 s: 227)
Kurtubi, sihir hakkında Mutezilelerin görüşünü ve delillerini zikrettikten sonra şöyle dedi:
"Mutezilelerin zikrettiği deliller sihrin gerçek olmadığını göstermez. Bu deliller, onlar için bir delil değildir. Çünkü biz, sihrin bazen bu hayalden ibaret olduğunu inkar ediyor deliliz. Fakat sihrin, aklın kabul ettiği ve onun hakkında deliller varid olan hayalden başka bir mahiyeti de olabilen bir gerçeği vardır. Bu delillerden biri Bakara 102 ayetidir. Bu ayette sihir ve sihri öğrenmekten bahsedilmiştir. Sihrin bir hakikati olmasa idi öğrenilme imkanı olmazdı ve bunun insanlara da öğretildiği bildirilmezdi. Bu ise sihrin gerçeği olduğunu göstermektedir.
Ayrıca Allah-u teala Firavun kıssasında şöyle buyurdu:
"Böylece büyük bir sihir göstermiş oldular." (A'raf: 116)
Felak suresi de buna delildir.
Bütün müfessirler Felak suresinin nüzul sebebinin Lebid b. El-A'sam'ınRasulullah sallallahu aleyhi ve sellem'e sihir yapması olduğunda ittifak etmişlerdir.
Sonra şöyle dediler:
"Bu hadiste Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem sihir çözüldükten sonra şöyle buyurdu:
"Allah beni iyileştirdi ve bana şifa verdi."
Şifa hastalığın kalkmasıyla olur. Bu gösteriyor ki sihrin etkisi ve hakikati vardır. Bu, kesindir. Çünkü Allah-u teala ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellemsihrin varlığını ve etkisini bildirmişlerdir.
Kendileri ile icma olunabilen Ehli'l-hal Ve'l-akd'ingörüşü de böyledir. Bunların ittifakından sonra Mutezile ve başkalarının onlara muhalefet etmelerine itibar edilmez." (Kurtubi Tefsiri) |